BAL
Bal, bitki ve çiçek nektarlarının, bal arısı tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal bir üründür.
BALIN İÇERİĞİ
Bal fenolik madde, aminoasit, protein içeriği, uçucu madde gibi biyokimyasal özellikleri ile antioksidan-antiradikal ve mikrobiyolojik aktivite gibi biyolojik özellikler barındırır. Botanik orijinine göre balın tadı ve rengi değişebilmektedir. Örneğin yüksek fruktoz içeriğine sahip olan bal, yüksek glukoz içeriğine sahip olana göre daha tatlıdır. Balın ana bileşeni olan karbonhidrat ile sudur. Balın katı maddesinin % 82-85’i karbonhidratlardan oluşmaktadır. Karbonhidratlar enerji kaynağıdır. Beyin ve sinir sistemi enerji için sadece karbonhidratları (glukoz) kullanır. Geri kalan %3’lük kısmı doğal enzimler, vitaminler, mineraller, organik asitler, aminoasitler, flavonoidler olmak üzere 180 kadar farklı maddeden oluşur.
Balda bulunan temel doğal şekerler glukoz ve fruktozdur.
Amino asitlerden yoğun olarak bulunanlar; prolin, glutamik asit, alanin, fenilalanin, tirozin, lösin ve izolösindir. Balda bulunan diastaz, invertaz enzimleri balın temel enzimleridir.
Baldaki organik asitler; okzalik, glukonik, formik, asetik, butirik, laktik, sitrik, suksinik, tartarik, maleik, malik, piroglutamik, pirüvik, alfa-ketoglutamik, glikolik, alfa/beta gliserofosfat ve gp6 fosfat. Balın asitliği mikroorganizmalara karşı stabiliteyi (korumayı) sağlamaktadır.
Bal az miktarda vitamin ve mineral de içerir. Balda potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, klorin, fosfor ve sülfür gibi mineraller tespit edilmiştir. Farklı botanik kaynaktan elde edilen ballar farklı miktarda mineral içermektedir. Balın içerdiği iz elementler krom, manganez, selenyum kükürt, bor, kobalt, flor, iyot. Bunların dışında bal kolin ve asetilkolin içerir. Kolin, kardiyovasküler ve beyin fonksiyonlarında rol oynamaktadır.
ÇİÇEK BALI
Arıların çiçek ve bitkilerin çiçeklerindeki nektarlardan yaptıkları baldır.
SALGI BALI
Bazı ağaç ve bitkilerin salgılarından veya bunların üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarından elde edilen baldır. Örneğin Çam Balı ; bazı bölgelerde çam ağacı üzerinde yaşayan koşnil böceğinin ağacın öz suyunu emerek geriye bıraktığı salgıdan arıların yaptığı baldır. Dünyadaki çam balının %90’ı Türkiye’de üretilmektedir.
BALIN KRİSTALİZE OLMASI
Doğal bal zamanla ve/veya oda sıcaklığından düşük derecelerde halk arasında şekerlenme olarak tabir edilen kristalize hale geçebilir. Bu doğal bir durumdur. Balın biyolojik özelliğinden kaynaklı bu durum salgı ballarında çiçek ballarına göre daha uzun sürede oluşur veya hiç oluşmayabilir. Çiçek balları içerisinde de Ayçiçek, Narenciye, Pamuk balları diğer çiçek ballarına göre hızlıca kristalize olma eğilimindedir. Kristalize bal kavanozunu 45 dereceyi aşmayan sıcak suda çözdürebilir veya bu haliyle de tüketebilirsiniz.
BEBEKLERE NEDEN BAL YEDİRİLMEMELİ
Balın içerisinde doğadan gelebilecek çoğu bakteri ve fungus yaşayamaz. Ancak düşük bir olasılıkla Clostridium botulinum sporlarının balda bulunması bir yaşına kadar olan bebeklerde tehlike arzetmektedir. Bakteri sporları balın içerisindeyken canlılığını sürdürebilmekte ancak toksin oluşturamamaktadır. Bebeklerin bağırsak floraları bu sporlara duyarlı olduğu için balla birlikte alınan bakteri sporu bağırsakta toksin oluşturabilmektedir. Söz konusu durum nadir bir ihtimal olarak görülse de Bal Tebliği’ne göre yasal uyarı olarak bir yaşından küçük çocuklara bal verilmemesi gerekmektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı- Türkiye Beslenme Rehberi önerilerine göre ise, bebeklere 2 yaşına kadar şeker/şekerli yiyecek ve içecek verilmemesi önerilmektedir. Balhanı olarak bu nedenle bebeklere 2 hatta isteğe bağlı 3 yaşına kadar bal verilmemesini önermekteyiz.
ÖNERİLEN GÜNLÜK TÜKETİM
Yetişkin sağlıklı bireyler için bal tüketimi günde 1 yemek kaşığı kadar önerilmektedir. Fazla miktarda tüketilen bal vücuda zarar verebilir, sağlık sorunlarına yol açabilir. Bunun yanı sıra baldaki glukoz içeriği nedeniyle, diyabetliler, enerji harcaması az olan bireyler, mide ameliyatı sonrası hassasiyet gibi özellikli durumu bulunanların bal tüketirken dikkatli olmalarını, doktor-diyetisyen görüşü alarak günlük önerilen miktarları aşmamalarını önemle tavsiye ederiz.
SAKLAMA KOŞULLARI
Açıkta duran bal ortamdaki nemi ve kokuları kendi içine çekmektedir. Zamanla Diastaz değeri düşer, HMF değeri yükselir. Bu nedenle direk güneş ışığına maruz bırakılmadan hava geçirmeyen, sağlıklı tercihen cam kapalı kaplarda muhafaza edilmesini ve TETT – Tavsiye edilen tüketim tarihine kadar tüketilmesini öneririz.